Depresyonun Nörolojik Temelleri - SayoTerapi Psikolojik Danışmanlık Merkezi

HomeBlogTerapiDepresyonun Nörolojik Temelleri

Depresyonun Nörolojik Temelleri

Duygudurum bozukluklarının biyolojik temelleri yıllardır araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Özellikle depresyondaki bireylerin beyninde görülen farklılıklar, beyin bölgelerinin hastalığın seyrinin izlediği yolu anlamamız için ipuçları vermektedir. Bazı öznel veriler, nörobiyolojik süreçlerde işlev bozuklukları ile depresyon dönemindeki belirtilerin benzerlik gösterdiğini bulmuştur. Örneğin ağır depresyon hastalarında ciddi seviyede bellek bozuklukları, dikkati odaklama, konsantrasyon sorunları görülebilmektedir. Ayrıca ileri seviyede depresif bireylerde psikomotor yavaşlama, prefrontal korteks, talamus ve stratiumda meydana gelen beyin lezyonlarında da görülmektedir. Uyku kalitesinde bozulma, dinlenmiş uyanamama, iştah kaybı ya da aşırı yeme gibi davranışsal bozuklukları da, depresyondaki bireyin beynin işlevlerini etkilemesi üzerinde durulabilir. Peki bireyin depresyonu nasıl oluyor da bu beyin işlevlerini etkiliyor.

Beyindeki bu anatomik bölgeler, bu bölgelerin birleşmesini sağlayan assosiasyon alanları ile ilişkilidir. Assosiasyon alanları, konuşma, düşünme, algı, bellek gibi işlevlerden sorumludurlar. Bu alanlarda meydana gelebilecek herhangi bir zedelenme bilişsel işlevlerin bozulmasına yol açar. Assosiasyon kortekslerinden prefrontal korteks; motor işlevleri, karmaşık bilişsel işlevleri yerine getirir; zedelendiğinde sürekli uyuma isteği, dikkat bozukluğu ve uygunsuz davranışlar görülebilir. Prefrontal-oksipital-temporal korteks ise dili entegre etmeden ve duyulardan sorumludur, zedelendiğinde ise, uzay-mekanda algı bozulması, yeterli algılayamama, yetersiz şekil kopyalamaya yol açabilir. Son olarak limbik korteks, emosyonel dışavurumdan sorumludur. Bu alanın hasar görmesi, duygusal alanda zorluklar ve görsel işlevlerde bozukluklara yol açabilir.

Depresyon ve beyin ilişkisi, birden fazla alt tipinin bulunması, birden fazla bilişsel işlevi etkilemesi, yaşa bağlı olarak süresinin değişmesi, ölçme ve değerlendirme ile ilgili yetersizlikler gibi etkiler yüzünden hala araştırmaya açıktır. Vakalar ve semptomlar ile ilgili yapılan çalışmalar sayesinde depresyon ile tedavi arasındaki ilişki aydınlanmaya yaklaşacaktır gibi görünüyor. Beynimizin kimyasını etkileyen hatta bozan depresyon belirtileri hiç de hafife alınacak bir hastalık değildir. Birçok insanın inandığının aksine majör depresyon gibi bazı türler, zamanla kendi kendine geçmez. Terapi, danışma gibi yol gösterici çözümler bulunmadığı takdirde depresyon tekerrür eder.

Bazı uzmanlar depresyonun genetik olma olasılığı üzerinde durmaktadır. Yapılan araştırmalar, birtakım gen mutasyonlarının kişiyi depresyona daha meyilli bir hale getirdiğini söylemektedir. Bu durumda kişinin depresyona karşı savunmasız hale gelmemesi için önleyici danışma önem kazanmaktadır. Önleyici psikolojik danışma, riskli görülen bireylerde psikopatoloji ortaya çıkmadan bir uzman tarafından verilir. Bu kişi psikolog ya da danışman olabilir. Peki, kimlerin bu önleyici terapiye ihtiyacı olur?

Her ne kadar yetişkin rahatsızlığı gibi görünse de depresyon çok erken yaşlarda kendini gösterebilir. Örneğin en çok atlanılan depresyon türlerinden biri iki yaş depresyonudur. Bu yaşta çocuk, büyüdüğünü ebeveynlere kabul ettirme çabasına girer. Öfke patlamaları, daha önce yaptıklarını yapmak istememe, önerileri kabul etmeme gibi birtakım davranışlar gösterirler. Bu dönemde aileyle iletişim çok önemlidir, anne ve babadan net yönergeler almalı, aile bireylerinin çocuğa kendi içinde tutarlı cevaplar vermeleri gerekir. Buna benzer bir depresyon, gençliğe ilk adımlar atılırken kendini gösterir, bu dönemde de birey çocukluktan yetişkinliğe geçtiğini ebeveyne kanıtlamak ister, daha özgür olmak, kural tanımamak ister. Ebeveyn bu dönemde anlayışlı ve açıklayıcı olmalıdır, çocuğun bireyselliğini kazanmada ona yeterli araçları kontrollü bir şekilde sağlamalıdır. Çocukluktan yetişkinliğe kadar uzanan bu kritik dönemleri sağlıklı atlatan bireyde depresyon görülme riski çok daha az olabilir.

Nöropsikolog Elif Ezgi Uslu / 2020


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Randevu Alın!
Randevu talepleriniz için arayabilir, mail atabilir ya da formu doldurabilirsiniz.
SayoTerapi